Yoksa Sayın Erdoğan neyin Eş Başkanı olduğunun farkında değil mi?
2008.09.09
Cumhuriyetimizin 100.Yıllarını Görmesini İstiyorum
2008.06.13
Bu Milletin Bireyi İsen...
2008.06.12
Ulusal Gelir Dağılımında Genç Kesimin Payı Arttırılmalı
2008.05.14
"Engel"siz bir Türkiye !
2008.05.14

Makale Arşivine Ulaşmak İçin Tıklayınız...
 
Bu bir seferberliktir !
1920`deki Durumdayız !
Gayret Kuşağını Kuşanmalıyız !

E-Posta Listesine kayıt olmak için E-Posta adresinizi yazıp tıklayınız.
Hyp Genel Merkezi Resmi Web Sitesi
Ana Sayfa Hakkımızda Yayınlar İletişim
Ulusal Gelir Dağılımında Genç Kesimin Payı Arttırılmalı

15 Mayıs 2008
Atatürk’ün,  tam bağımsız, yeni cumhuriyeti Türk Gençliği’ne emanet etmesi,  sadece bir tercih değil, yeni devletin sağlıklı geleceğinin tasarımı ve yapılandırılması için de bir direktiftir. Kurtuluş Savaşı kazanılmış, saltanat kaldırılmış ve Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunu tamamlamıştır. O’nun, asıl ve önemli saydığı eğitimde yeterince başarıya ulaşılamaması ayrı bir inceleme konusudur. Gösterilen hedef ülkeyi çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmaktır. Bunun yolu ise gençliğin dinamizminden yararlanmak, bilimde, teknikte öndekileri yakalayıp geçmektir. Temel amaç, yıllarca doğru yönetilmemiş, savaşlardan perişan olmuş halka boş umut vermek yerine, kendi refahını kazanabilmesi için yolunu açmaktır. Bunda da yeterince başarıya ulaşıldığı söylenemez.

O’nun ölümünden sonra girilen süreçte, İkinci Büyük Savaş’ın iyi okunup yönetilememesiyle de pekişen durgunluk ve gerileme nedeniyle, gelir dağılımında çarpıklıklar oluşmuştur. Bu çarpıklıklar düzeltilmeden Genç Cumhuriyet edinimlerinin, özelleştirme  örtüsü altında yerli ve yabancı sermaye tekellerine devredilmesi, elde edilen gelire rağmen iç-dış borç toplamının katlanarak artması, toplumda giderilmesi zor yeni yaralar açmaktadır. Ulusal gelir dağılımındaki çarpıklığın  kısmen giderilmesine yönelik etkin bir yöntem: kamu iktisadi kuruluşlarında ve halka açık şirketlerdeki kamu paylarının belirli bir kesiminin bir havuzda toplanmasıyla oluşturulacak fon gelirinin,karşılıksız olarak  genç kesime, düşük gelirlilerden başlayıp yaygınlaştırmak suretiyle, sağlık, eğitim ve iş kurma amacıyla  devri olabilir. Yöntemin tasarımı için aşağıdaki sorulara yanıt aranmalıdır:

a)Hangi şirketlerin hisse senetleri havuza katılmalıdır?
b)Şirket sermayesinin ne kadarı havuza katılmalıdır?
c)Hangi zaman dilimi için, kimlere  pay verilmelidir?
ç)Ne kadar kar payı,ne kadar süreyle verilmelidir?
d)Kar paylarının devri ne zaman sonlandırılmalıdır?

Bu soruların cevapları yöntemin işleyişine de yol gösterici olacaktır.

Kamu Payları Havuzu (KPH) ,öncelikle karlı kuruluşlardaki kamu paylarını temsil eden hisse senetlerinin belirli bir kesimi katılıp bloke edilerek oluşturulabilir. Ölçülü bir sermaye ve gayretle büyüyebilecek ve karlı olabilecek şirketlerdeki kamu payları da bunlara eklenebilir. Bu havuza katılan her bir şirketin çoğunluk hissesinin özelleştirmeyle devri zorlaştırılmalı  ve  profesyonel  bir ekip tarafından yönetilmesinin  tedbirleri alınmalıdır. Siyasilerin sorumluluğu, seçimle geldikleri yıl içinde havuza katılacak kamuya ait hisse senetlerini tespit etmekle sınırlandırılabilir. Böylece yönetime istekli olanlar, uluslar arası normlara uygun olarak, dağıtılacak kar payını arttırmaya yönelik etkin bir gayret içinde olabileceklerdir. KPH` nun oluşumunda adı geçen bir hisse senedi havuzdan çıkarılmadıkça ilgili kuruluş “özelleştirilemez,devredilemez,satılamaz” kaydı altında tutulmalıdır. Havuza katılan şirketlerin her yıl dağıtılmak üzere tespit edilen temettülerinin toplamı gelecek yılın verilebilecek fon toplamını belirleyecektir.

Ulusal gelir dağılımındaki çarpıklığın en belirgin özelliği: nüfusun yüzde yirmilik en üst gelir grubunun, en alttaki yüzde yirmilik yoksul grubunun on katından fazla ortalama gelire sahip olmasıdır. Bu oranın sekizden fazla çıkmasının toplumda sosyal çalkantılara, istenmeyen toplum olaylarına sebebiyet vereceği birçok uzmanın ortak görüşüdür. Her ne kadar bazı sistematik yaklaşımlarla fert başına ortalama ulusal gelir dokuz bin doların üzerinede gösterildiyse de gerçeğin böyle olmadığı aşikardır.Benzer sistematik hatalarla ulusal gelir dağılımında yukarda sözü edilen oranın dokuz kat civarına düşürülmesi de bir şeyleri gizlemeye yönelik gayretler olarak düşünülmektedir. İstenmeyen toplum olaylarının artarak sürmesi bu görüşü desteklemektedir.Ayrıca, genç kesimde ortalama üç kişiden birinin işsiz olması da bu tespiti doğrulamaktadır.Ulusal gelir dağılımındaki bu çarpıklıktan ruhen ve bedenen en çok etkilenen, doğal olarak, yeni nesildir. Uzmanlarının da destekleyeceği bu tespit doğrultusunda, yoksul genç kesim,  evrensel kriterlerden olan sağlık,eğitim ve iş olanaklarından yararlandırmak üzere,  anayasanın temel ilkelerinden biri olan sosyal hukuk devletinin gereği olarak  doğrudan desteklenmelidir. Bu destek doğuştan başlamalı, eğitiminin sonunda işsizlik sigortası devreye girinceye kadar artarak sürmelidir.

Havuzun hacmi ya da yaratılacak kaynak toplamı,  seçim dönemi içinde ortalama nüfus artışı ve geçinme endeksleri dikkate alınarak tespit edilmeli ve seçim dönemlerinde yeni yönetimin katkılarıyla revize edilmelidir.Böylece, siyasilerin gayretleri olumlu yönde yoğunlaşacak; başarıları, katkıları nispetinde  seçmenlerince değerlendirilecektir.

Asıl amaç, gençliğe sadece mesuliyet vermek değil, olanaklar ölçüsünde temel gereksinmelerinin temini ve sermaye birikimleri için katkıda bulunmak olmalıdır. Doğan her TC vatandaşına ayrım yapılmadan söz konusu fondan yeterince bir pay verilmelidir. Gençlik dönemi sonuna kadar yapılacak yardımlar böylece programlı ve ilkeli bir hale getirilmiş olacaktır. Kamu paylarından oluşturulan bu fonlardan gençliğin kar payı alma süresini kamu sermaye birikimi, nüfus artışı, hedefe ulaşma çabukluğu gibi etkenler belirleyecektir. Belirlenen süre,doğuştan itibaren meslek edinerek kendini geçindirme olanaklarına kavuştuğu ana kadar geçen süre olabilir. Bu sürenin sonu da işsizlik sigortasından yararlandığı an, ya da bir sosyal güvenlik kuruluşuna üye olduğu yılın sonu olabilir. Bu yöntem işlerlik kazandığında, çalışanlara yönelik yardım adı altında verilen ilkesiz, tutarsız uygulamalar sona erecek, tek sosyal güvenlik kurumu yeterli olacak, kimse sosyal güvenceden yoksun kalmayacaktır.

Bu yöntem uygulandığında, evrensel hukukun öngördüğü her bireyin kendini geliştirmesi hakkı teslim edilmiş olacak, bu süreçte olanaklardan eşit koşullarda yararlanabilmesi ilkesi gençler için işlerlik kazanacaktır. Bu yöntemin uygulanması anayasanın sosyal hukuk devleti ilkesinin de gereğidir. Uygulamanın sağladığı fırsat eşitliği ile eğitimde başarılı oldukça havuzdan pay alacağını bilen, yarınından umutlu, yüksek amaçlı, sağlıklı bir gençlik yetişecektir. Bu sağlam yapı ulusal bilinci pekiştirecek,  toplumda sosyal çalkantılar azalacaktır. İlkeler ve usuller baştan belirlendiğinden, kişi ve kurumların olumsuz yönlendirmesinden, siyasi çekişmelerden  arındırılmış, fikri hür vicdanı hür bir nesil yükselebilecektir.

Bu uygulama, akademik çevrelerce tespit edilecek  nitelik  ve nicelikteki kamu payının havuzda bloke edilmesi ve belirli bir yılda doğanlara pay verilmesiyle başlatılabilir. Havuzdaki birikim arttıkça geriye yönelik katılımlar yapılabilir. İdeal olan, her birey için geçim endekslerinin öngördüğü tutarın verilebilmesidir. Bu uygulama sermaye dağılımındaki çarpıklığın yıpratıcı etkisini önemli ölçüde giderecektir. Kamu iktisadi kuruluşlarının keyfi, ilkesiz ve programsız müdahalelerle nasıl görev zararı yazdığı unutulmamalıdır. Keza ürettiği değerlerle kendisini amorti eden karlı kamu kuruluşlarının, özelleştirme adı altında yeniden kurma maliyetlerinin çok altında satıldığı, yeni sahiplerinin borçlarını ürettiği karla ödediği bilinmektedir. Burada bloke edilen kamu payı, önemli bir amaca yönelik olarak etkin ve verimli olarak değerlendirilmiş olacaktır. Açık ve gizli işsizliğin yüzde yirmileri aşarken  toplumda yaptığı tahribat, karlı kamu iktisadi kuruluşlarının sermayelerini temsil eden hisse senetlerinin belirli bir yüzdesi havuza katılarak oluşturulacak fonların getirisi gençlere devredilerek önemli ölçüde azaltılabilir. Aksi halde yersiz endişe ve korkuyla olanaklar hapsedilirse, ya da özelleştirme adı altında çarçur edilirse, bu tutum kamu birikiminde erime ve aşınmaya yol açacak, toplumda  onarılması güç yozlaşmalara sebep olacaktır.

Karalama yoğunluklu propagandaların baskın geçtiği  son seçimlerden de anımsanacağı gibi, umut bağlanan partilerin hiçbirinin programında toplumdaki işsizliğin tahribini önleyecek , kaynağıyla birlikte çözüm getiren, pozitif bilime dayalı bir öneri yer almamıştır. Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ün projelendirdiği ve Genel Başkanı olduğu’Halkın Yükselişi Partisi(HYP)’nin Programı  bilime dayanan, yenilikçi, atılımcı, birey merkezli, Cumhuriyetin kuruluş döneminin gayret ve değerlerini öne çıkaran yeni ve etkin bir çözüm olarak temayüz etmektedir.
 

Dr. Muzaffer AKSOY

 
 
  Ana Sayfa  |   Hakkımızda  |   Yayınlar  |   İletişim  

Halkın Yükselişi Partisi Bursa İl Teşkilatı
Hürriyet Mah. Fuat Kuşçuoğlu Cad. Zambak Sok. No 24
Osmangazi / BURSA
Tel : 0 224 247 64 29
E-posta : bursa@hypliyiz.biz